27 Nisan 2018

İstanbul’un (bir bir yok olan) vapurları…

ile editör

Malumunuz, son yıllarda İstanbul’un klasik tipteki güzelim vapurları tek tek elden çıkarılıyor. Çoğu jilet oldu! Bazıları ise biçim ve işlev değiştirdi.

Bu vapurların bazılarının hikayelerinden önce ATTİLA İLHAN‘ın bir şiirini paylaşmak isteriz;

CİNAYET SAATİ

haliç’te bir vapuru vurdular dört kişi
demirlemişti eli kolu bağlıydı ağlıyordu
dört bıçak çekip vurdular dört kişi
yemyeşil bir ay gökte dağılıyordu

deli cafer ismail tayfur ve şaşı
maktulün onbeş yıllık arkadaşı
üçü kamarot öteki aşçıbaşı
dört bıçak çekip vurdular dört kişi

cinayeti kör bir kayıkçı gördü
ben gördüm kulaklarım gördü
vapur kudurdu kuduz gibi böğürdü
hiç biriniz orada yoktunuz

demirlemişti eli kolu bağlıydı ağlıyordu
on üç damla gözyaşını saydım
allahına kitabına sövüp saydım
şafak nabız gibi atıyordu
sarhoştum kasımpaşa’daydım
hiç biriniz orada yoktunuz

haliç’te bir vapuru vurdular dört kişi
polis katilleri arıyordu
deli cafer ismail tayfur ve şaşı
üzerime yüklediler bu işi
sarhoştum kasımpaşa’daydım
vapuru onlar vurdu ben vurmadım
cinayeti kör bir kayıkçı gördü

ben vursam kendimi vuracaktım

Mesela, yıllarca Kadıköy-Eminönü hattında çalışan Turan Emeksiz vapuru vardı.. İskoçya Glasgow tersanelerinde 1961’de inşa edilmişti.

27 Mayıs 1960 ihtilalinden kısa süre önce, 28 Nisan 1960’daki olaylarda öldürülen Turan Emeksiz‘in adı verilmişti vapura. Uzun yıllar hizmet verdikten sonra, 2006 yılında kadro dışı bırakılan Turan Emeksiz vapuru bir kenara çekildi ve pas tutana kadar bekletildi.

Bir süre sonra vapura Mudanya Belediyesi talip oldu ve Turan Emeksiz için bambaşka bir hayat başladı.

Emektar vapurun önce motor ve kazan dairesi söküldü, sonra iç mekanı tümüyle değiştirilerek turistik bir otel / restoran haline getirildi.

2008 yılından beri Turan Emeksiz vapuru, Mudanya Güzelyalı Limanı‘nda konaklamalı müşterilerini ağırlıyor.. Jilet olmadığı için şanslı!

Daha şanssız olanlar var tabii. Örneğin, İnkılap vapuru.. 1961’de İskoçya Glasgow’da inşa edilen bu vapur da yıllarca İstanbulluları taşıdı.

2005’te İstanbul vapurlarının İBB’ye ve ardından İDO’ya devrinden sonra İnkılap vapuru gözden düştü. Vapur, Yalova Belediyesi‘ne satıldı. Vapur, Yalova Belediyesi’nce müze,restoran ve nikah salonu olmak üzere özel bir şirkete kiralandı. Ve İnkılap için zulüm dönemi başladı!

Kiralayan firma, güzelim vapuru kafasına göre değiştirdi, hatta resmen ‘kaçak kat’ çıktı. İşlem durduruldu ve tescil iptal edildi. Vapurun dibine beton dökülerek bulunduğu yere sabitlendi. Tam anlamıyla öldürüldü. Davalar, görüşmeler derken İnkılap felçli gibi ortada kaldı!

Kayıtlara göre, dünyanın son dört buharlı gemisinden biri olan İnkılap öyle bir ihanete uğramış durumda ki, artık ‘batırılsın’ diyorlar..

Elden çıkarılan,ama jilet olmaktan kurtulan vapurlardan biri Maltepe. 1962’de İstinye Tersanesi’nde inşa edilen vapur artık kültür merkezi!

2010’da elden çıkarılan ve sonra Şile Belediyesi‘ne verilen vapur, yapılan onarım ve düzenlemeden sonra 2011’de Liman Kültür Merkezi oldu.

Bir ilginç dönüşümü de Şehit Adem Yavuz vapuru yaşadı. Bu vapur 1976’da Haliç Tersanesi’nde inşa edilmişti. 37 yıl hizmet verdi.

2013’te kadro dışı bırakılan vapur hurdaya gitmekten son anda kurtuldu. ‘Vapur Turnesi’ adı altında dünyanın ilk ve tek yüzen mağazası oldu.

 Adını, 1974 Kıbrıs Harekatı’nda görevdeyken şehit edilen gazeteci Adem Yavuz’dan alan vapur, İstanbul’da taraftarlarla böyle sefere çıkardı!

İstanbul vapurlarının değişen işlevleri eskilerde de yaşanmıştı. Şirket-i Hayriye’nin muhteşem vapurlarından bazıları dönüştü! İşte, Halâs.

Şirketin en büyük vapurlarından Halâs, ilk olarak Reşid Paşa adıyla İngiliz tersanelerine ısmarlanmış ve 1914’te Glasgow’da inşa edilmişti. Parası peşin ödendiği, yapımı bittiği halde İngilizler gemiyi vermedi. 1.Dünya Savaşı’nda, Water Witch adıyla mayın gemisi olarak kullandılar.

Mondros Mütarekesi’nde İstanbul’a gelen gemi İngiliz İşgal Komutanlığı emrindeydi. Mudanya Antlaşması ile Şirketi Hayriye’ye iade edilebildi.

Bu çok gösterişli ve değerli vapura, kurtuluş anısına Halâs adı verilmişti. 1923’ten 1983’e kadar tam 60 sene Boğaziçi’nde hizmet verdi. 1985’te, Günaydın gazetesi sahibi Haldun Simavi tarafından satın alındı ve gezi teknesi olarak düzenlendi. Sonra vapur Koç Ailesi’ne geçti.

Tümüyle elden geçirilen ve yeniden düzenlenen bu tarihi vapur halen turizme hizmet eden özel gezi ve davet gemisi olarak hizmet veriyor.

Yine bir dönüşüm hikayesi kahramanı, Sarıyer vapuru. Şirket-i Hayriye’nin küçük vapurlarından Sarıyer, 1938de Hasköy Tersanesinde inşa edildi.
1970’lerin sonuna kadar Boğaziçi’nde İstanbulluları taşıdı. 1980-1983 arasında ise Haliç’te çalıştı. 

1983 sonuna kadar Haliç hattında, Eyüp ile Galata Köprüsü İskelesi arasında yolcu taşıyan Sarıyer vapuru, bu tarihten sonra satıldı.

Yeni sahipleri onu tümüyle değiştirdi ve ‘Paradiso‘ adını verdikleri vapuru gezi, eğlence ve lokanta gemisi olarak kullandılar.. Şirket-i Hayriye’nin en zarif vapurlarından olan Boğaziçi de, Sarıyer vapurunun kaderini yaşadı, hatta daha kötüsünü!

1910’da,Glasgow’da inşa edilen Boğaziçi, şirketin orta boy vapurlarındandı. 1962’de yaşlandığı için tümüyle yenilenerek seferlere devam etti.

Bu güzel vapurun başı beladan kurtulmadı. 29 Eylül 1984’te Boğaz’da demirliyken yandı. Hemen onarıldı, sonraki yıllarda yine onarımlar gördü.

Fakat yandığı sırada artık yolcu taşımıyor, yüzer lokanta olarak kullanılıyordu. Manidar değil mi? 1982’de kadro dışı kalmış, satılmıştı.

Şekli şemalı değişen, çirkinleştikçe çirkinleşen, başı beladan kurtulmayan bu kadersiz vapur uzun yıllar Marmaris Belediyesi mülkiyetindeydi. Son darbeyi yine yıllarca iskeleleri arasında dolaştığı Boğaz’da aldı. 1995’te bir Romen şilebinin çarpmasıyla parçalandı ve hurdaya çıktı.

Tam da şu fotoda görüldüğü gibi, Boğaziçi’nin kardeşi olan, onunla aynı yerde, aynı tarihte; Glasgow’da 1910’da inşa edilen Sarayburnu vapuru.

Boğaz hattında hizmet verdi. Yaşlandığı için 1961’de tümüyle yenilendi ve Kadıköy hattında çalışmaya devam etti. 1984’te hizmet dışına alındı.

1986’da satışa çıkarıldı ve 1988’de yine Haldun Simavi tarafından satın alınarak Pendik Tersanesi’nde gezi eğlence gemisine dönüştürüldü. Sarayburnu vapurunun hayatında çok özel anlar vardı: Tarih 1 Temmuz 1927, Atatürk, Ertuğrul yatıyla İstanbul limanına giriş yapıyor.

Sarayburnu vapuru, dört bir köşesini dolduran İstanbullularla birlikte Gazi Mustafa Kemal’i karşılama töreninde.. Hem de yan yatarcasına.. İstanbullulara hizmet etmiş, Mustafa Kemal’i karşılamış bu güzel vapur, 1993’te içine yerleştirilen bombanın patlamasıyla parça parça edildi.

Fakat yukarıda belirtildiği gibi, Sarayburnu vapuru patlatıldığında artık yolcu vapuru değil, bir eğlence gemisiydi. Terör onu seçmişti.

İşte yine ‘turistik gemi’ yapma sevdası ile trajik bir sona sürüklenen, Şirket-i Hayriye’nin en güzellerinden Güzelhisar vapuru..

1911’de İngiltere’de Newcastle tersanelerinde inşa edildi Güzelhisar. Şirketin büyük vapurlarındandı ve çok gösterişliydi.

1. Dünya Savaşı yıllarında, 1915’te Marmara’da bir İngiliz denizaltısının saldırısıyla hasarlandı. Ama onarılarak hizmete devam etti.

İstanbullularla çok güzel zamanlar yaşadı. 1932 tarihli bir haberde Eczacılar Birliği’nin 68 no’lu vapurla (Güzelhisar) gezisinden bahsediliyor.

68 no’lu Güzelhisar, Boğaziçi’nde 1984 yılına kadar çalıştı, sonra seferleri durduruldu. 1986’da ise kadrodan çıkarıldı. Sonra talipleri çıktı!

Güzelhisar, Şirket-i Hayriye’den kalan en son vapurdu ve müze olması kararlaştırıldı. 1980’lerin sonunda Haliç Tersanesi kıyısına çekildi.

Haliç Tersanesi’nde yıllarca bekledi ama herhangi bir işlem yapılmadı. Vapur çürümeye terk edilmişti ve sadece bir kişinin ilgisini çekti!

O kişi Sezen Aksu idi.. 1990’ların popüler şarkısı Şinanay (Ada Vapuru Yandan Çarklı) adlı şarkının klibi Güzelhisar içinde çekilmişti.
Klip bu linkten izlenebilir; https://youtu.be/O6CIRoPzcws?t=88

Bu, Güzelhisar’ın insan içine çıkıp eski günlerini yaşadığı son etkinlik olmuştu. Çünkü sonra onu büyük işadamları alıp götürdüler!

Rahmi Koç, Güzelhisar’ı onarıp Hasköy’deki müzede sergilemek istiyordu. Vapuru 1993’te aldı ve Tuzla RMK Tersanesi’ne götürdü. Gidiş o gidiş.

Bu gidiş, Güzelhisar için ölüm yolculuğu oldu. Finansman bulunamadığı gerekçesiyle vapur yıllarca tersanede bekledi ve tam anlamıyla çürüdü.

Tüm çağrılara rağmen Güzelhisar vapuru kurtarılmadı ve 2011 yılında devlet tarafından 35 bin liraya hurdaya satılarak parçalandı.

Güzelhisar’ı önce alıp sonra vazgeçerek iade eden Koç Müzesi Vakfı, Fenerbahçe adlı vapura ise özel ilgi gösterdi ve müzeye dahil etti. 1952-53’te İngiltere’de inşa edilen Fenerbahçe vapuru, Şehir Hatları’nın bahçe tipi vapurlarındandı. Köprü-Adalar-Yalova hattında çalıştı.

Sirkeci-Kadıköy hattında da çalışan Fenerbahçe, 22 Aralık 2008’de son seferi yaptı. 2009’dan beri Hasköy’de müze vapur olarak hizmet veriyor.

1952’de İtalya’da inşa edilen Paşabahçe vapuru, 74,5m uzunluk ve 13,2m genişlik ile, döneminde Şehir Hatları’nın en büyük vapuruydu. 2011’de Beykoz Bld’ne verilen Paşabahçe vapuru, o tarihten sonra düğün salonu, film seti ve ekinlik alanı olarak kullanıldı. Şimdiye kadar Beykoz kıyısında eğlence mekanı olarak kullanılan vapur, denize batırılınca da su altı sporlarına hizmet edecekmiş. Akla ziyan!

Zira, uzmanlar diyor ki: Metal, suda korozyon yapacak yani paslanacaktır. Hem midye yatakları hem de çevredeki balık popülasyonu zarar görür. Fakat tüm itirazlara rağmen, bu klasik vapurlar tek tek yok ediliyor. Aslında bu vapurların yok edilmesinin hız kazanması 2005 sonrasıdır.

2005’te Şehir Hatları hemen tüm vapurlarıyla birlikte İDO’ya, İDO da birkaç yıl sonra özel sektöre geçmişti. Vapur katliamı öylece başladı. Bu katliam öyle yoğunlaştı ki, sonunda ŞehirHatları tekrar canlandırıldı ve yeni vapurlar da yapıldı. Ama eskiler gitti. Paşabahçe de son oldu.

Paşabahçe ‘bahçe tipi’ denilen üç özel vapurdan biriydi. Kardeşlerinden Dolmabahçe 1990’larda söküldü. Fenerbahçe ise Haliç’te Koç Müzesi’nde.

Şehit Necati Gürkaya vapuru 1977 Haliç Tersanesi yapımı. 2005’te İDO’ya devredilip şehir dışına gönderilenlerden.

Cide Bld.ne hediye edilmiş. Bir süre ilçe halkı için gezi amaçlı kullanıldıktan sonra ‘masraflı’ diye kenara çekilmiş ve şu an çürümeye terk edilmiş durumda. Bekliyor!

@HalicPostasi isimli Twitter hesabından alıntıdır.